![]()
![]()
İngiliz gençlerinin, haftanın ortalama 31 saatini internette geçirdiği belirlendi.
İSTANBUL - Ailelere bazı internet sitelerine erişimi engellemeleri için yazılım çözümleri sunan CyberSentinel‘in 13-19 yaş aralığındaki 1000 gencin katılımıyla yaptığı araştırma, gençlerin haftada yaklaşık iki saati erotik sitelerde ve iki saati YouTube ve sohbet odalarında geçirdiğini, üç buçuk saati ise Windows Live Messenger’da arkadaşlarıyla sohbete ayırdığını ortaya koydu.
Sonuçları Daily Telegraph gazetesinde yayımlanan araştırmaya göre, gençler internette bir saati meme büyütme ve implantasyon gibi estetik ameliyatla ilgili bilgilerin yer aldığı sitelerde, bir buçuk saati gebelik ve aile planlamasıyla ilgili sitelerde ve bir saat 35 dakikayı diyet ve kilo vermeyle ilgili sitelerde geçiriyor.
Her dört gençten birinin internette yabancılarla düzenli olarak konuştuğunu ve her üç gençten birinin aileden birinin odasına girmesi durumunda internette baktığını gizlemeye çalıştığını kabul ettiği belirtildi.
Gençlerin, haftada en az üç saati de ödevleri için İnternette araştırmaya yapmaya ayırdıkları kaydedildi.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Hakkında 4 bin sayfalık bir iddia raporu olan The Pirate Bay, kullanıcıların birbirleri arasında dosya paylaşımı yaptığı P2P (peer to peer - eşten eşe) ağlar arasında en popüleri olan BitTorrent sisteminin binlerce iz sürücüsünden sadece biri. Binlerce izleyici site arasından The Pirate Bay’in öne çıkmasının nedeni ise 2008 yılında en popüler ve en başarılı iz sürücü olmasının yanısıra kurulduğu günden beri diğer izleyici sitelerin aksine sosyal ağ niteliklerinin daha başarılı olması ve servisini tamamen ücretsiz olarak sunması.
İsveç Adalet Bakanlığı ve ABD’li devlet yetkilileri ile üç yıl önce bir baskınla sunucularına el koyulan The Pirate Bay, bu gelişmeye rağmen etkinliğini durdurmadı ve büyümeye devam etti. Üç gün boyunca göza altında tutulan site kurucuları delil yetersizliğinden salıverilmişti. Soruşturmayı o günden beri devam ettiren güvenlik güçlerinin elinde 4 bin sayfalık bir iddianame ve 4 kişi hakkında açılmış 100 milyon dolarlık tazminat davası var.
Mahkemenin sonucu davalı ve davacının iddialarını inceleyecek bilirkişi tarafından verilecek rapor sonucunda belirlenecek. Dava açıldığı dönemlerde bir polis memuru olan ancak şimdi Warner Bros.’ta çalışan Jim Keyzer, The Pirate Bay’in savunmasını zora sokuyor. Sitenin kurucularından olan Peter Sunde, davada kendi taraflarına tanık olarak çağırmak istediği Keyzer’in Warner Bros.’ta çalışması nedeniyle dürüst olamayacağını düşündüğünü belirtiyor.
Davacılar, yayınına 2004 yılında başlayan The Pirate Bay’in yalnızca geçtiğimiz ay 1,6 milyon dosyanın erişimini kolaylaştırdığını savunuyor. Dosyaların büyük kısmının telifli müzik, film ve diğer ortam dosyalarından oluştuğunu ifade eden davacı karşısında boyun eğmeyen The Pirate Bay yöneticileri Fredrik Neij, Gottfrid Svartholm Warg ve Peter Sunde Kolmisoppi, geçtiğimiz aylarda yayınladıkları bir genelgeyle yapımcı firmaların yasadışı dağıtımla savaşmak için harcayacakları avukat ücretlerini, paylaşım yoluyla dağılan ürünler üzerinden gelir elde etmelerini sağlayacak yeni iş modelleri geliştirmek üzere değerlendirmelerini tavsiye etmişlerdi.
Üç korsana göre endüstrinin kopya ürünlerle mücadele etmesi mümkün değil, bunun yerine yayıncı firmaların paylaşımın gücünü kullanarak gelir elde etmeleri gerekiyor.
BITTORRENT, P2P VE BITTORRENT İZLEYİCİ NEDİR?
İnternet üzerinden dosya paylaşım sistemlerinin en yenilerinden ve en popülerlerinden olan BitTorrent, adını kendine has olan tekniğini ilk defa kullanan yazılımdan alan bir P2P dosya takas sistemidir. Diğer dosya takas sistemlerinden farkı sabit olmayan bağımsız paylaşım tanımlama dosyaları sayesinde sabit bir sunucuya ihtiyacı olmadan paylaşıma devam edebilmesidir.
P2P ağlar, kullanıcıların bir sunucu üzerinden bağlandıkları ancak, kendi kitaplıklarında olan dosyaları başkaları ile paylaştıkları ağların genel adıdır. Paylaşılacak dosya, bir sunucu üzerinden değil, doğrudan kullanıcıların kitaplıklarından paylaştırılır ve bu sayede, hizmeti sunan sunucuda yasadışı veri transferi yapılmamış olur.
BitTorrent izleyici (BitTorrent tracker) siteleri ise, BitTorrent ağında paylaştırılan dosyaların hangi kullanıcılarda bulunduğunu depolandığını izleyen, oluşturduğu .torrent uzantılı dosyalar sayesinde, kullanıcıların takas etmek istedikleri dosyalara erişimi kolaylaştıran ancak, paylaşılan dosyaları bulundurmayan, kimde olduğunun izini süren sitelerdir.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Günümüzün en ileri teknolojisiyle üretilen işlemcilerden 30 kat düşük enerji harcarken, 7 kat daha hızlı çalışan teknolojiye PCMOS (Probabilistic Complementary metal–oxide–semiconductor - Olasılık tabanlı tamamlayıcı yarıiletken metal oksit) adını veren bilim insanları, yeni teknolojinin mevcut tüm işlemciler tarafından kullanılan Boolean (mantık, matematik ve bilgisayar biliminde 0 ve 1 olarak gösterilen doğru veya yanlış olabilecek değişken türü) kuralları yerine tamamen farklı bir işlem algoritması kullandığını açıkladı.
Boolean mantık kullanan işlemciler, bir sorgunun cevabına ulaşmak istediklerinde kesin yanıt almak için uğraşırken, PCMOS işlemci bunun yerine en yakın cevabı almaya çalışıyor. Bu şekilde işlemci gerekli olmadığı zamanlarda bile kesin cevabı almak için döndürdüğü sorgunun yarattığı enerji tüketimi ve işlem kaybından kurtulmuş oluyor.
Bu şekilde cevaplar için daha az süre harcayan işlemci, bazı durumlarda yedi kat daha hızlı yanıt veriyor ve verdiği cevaplardaki hata payı fark edilemeyecek kadar az oluyor. Küçük görüntü dosyalarının oluşturulması ve veri şifreleme gibi operasyonlarında yüksek başarıma sahip olan işlemcinin cep telefonları, görüntü kartları (GPU) gibi gömülü (embedded) işlemciye sahip elektronik ürünlerde diğer ürünlerde kullanılabileceği ifade ediliyor.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Araştırmacılar, bilgisayar dünyasının gelişmesi için kısa dönemde graphen gibi daha iyi iletlkenler geliştirme yoluna gitseler de, uzun dönemde bu efor kesin bir çözüm sağlamıyor. Uzun dönemde oda ısısında çalışan süperiletkenler geliştirmeye çalışan araştırmacılar, bununla birlikte kuantum bilgisayarlar üzerinde de çalışıyorlar ancak, kuantum bilgisayarların önünde büyük problemler bulunuyor.
Çok daha hızlı bilgisayarlara giden yoldaki asıl çözüm ise işlemleri gerçekleştirecek verinin taşınmasında elektrik yerine ışığın kullanılması. Araştırmacılar şimdiye kadar ışığı yakalamak, ayrıştırmak, formunu değiştirmek ve devre yaratma, tamamen ışıkla çalışan hafızalar üretmeyi mümkün kılacak gelişmeler elde etmiş olsalar da, tamamen optik düzenle çalışacak bilgisayarların geliştirilmesi için mikroskobik büyüklükte güvenilir ışık kaynaklarına ihtiyaç duyuluyor.
Yüksek yoğunlukta odaklanmış ışın yaratmak için kullanılabilecek tek ışık kaynağı lazer olarak biliniyor. Lazer ışınları genellikle bir oyuğun duvarlarına çarptırılan ışık demetlerinin yansıtılmasıyla oluşturuluyor. Ne var ki, mikroskobik bir boyutta yaratılmış olan bir oyuk, doğrusal ışınların oluşturulmasını zorlaştırıyor.
Son yıllarda spiral mikrolazer olarak adlandırılan yeni bir tip lazerde küçük çentikler bulunuyor. Işık demetleri çentiğe gönderilerek yansıtılıyor ve bu şekilde daha yoğun bir ışın yayılabiliyor. Her ne kadar bu yöntemle geliştirilen lazerler oldukça gelişmiş olsa da, araştırmacılar yine de farklı yönlere ilerleyen ışın demetlerinin önüne nasıl geçileceğini araştırıyorlar.
Martina Hentscheland ve çalışma arkadaşı Tae-Yoon Kwon tarafından spiral lazerler üzerine yapılan derinlemesine bir araştırma sonucu ortaya koydukları yeni bir teori, lazerlerle ortaya çıkarılan ışın demetlerinin bilgisayar dünyasında kullanılmasına olanak tanıyabileceğini iddia ediyor.
İki araştırmacının teorisinde, daha sivri açılarla köşelere çarpan ışık demetlerinin sızdığı, geri kalan demetlerinse kıtı kıtına da olsa çember içinde kaldıkları öne sürülüyor. Ne var ki bu model de tek başına spiral lazerleri karakterize etmeye yeterli olmuyor. Bunun üzerine araştırmacılar, modellerini yeni elektromanyetik dalga ve lazer eşitlikleriyle genişlettiler.
Genişletilen model, saat yönü ve tersi yönde yayılan iki farklı ışık demetinin yayıldığını gösterdi, bu durum araştırmacıların yarıiletken parçanın nereye ve nasıl yerleştirildiğinde en uygun verimlilikle çalışacağını görmelerini sağladı. Buna göre, kullanılacak çentiğin büyüklüğü, ayrıştırılması istenen lazer ışınının dalgaboyunun iki katı kadar olmakla birlikte, ışığı oluşturacak yarıiletken hızlandırıcının da disk şeklindeki yapıdan %10’luk bir payla dışarda olması gerekiyor.
Bu modelin kullanılmasıyla elde edilen sonuç, ışının tek yönlü yayılma niteliğini büyük ölçüde arttırırken, daha verimli olmasını sağlıyor.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
İSTANBUL - AMD’nin 45 nm’lik en yeni Phenom II işlemcisi, overclock (hız aşırtma) meraklılarının yakından tanıdığı, 3DMark06 performans testinde daha önce Intel Core i7 tabanlı işlemci kullanan bir sistemle elde edilen en yüksek puanı aştı.
“Team Finland” isimli bir hız aşırtma ekibinin elde ettiği skor 35698 3DMarks olarak açıklandı. Sıvı nitrojen sistemiyle soğutulan bir sistemle kırılan rekorda kullanılan AMD Phenom II X4 işlemcinin hızı 6 bin 187MHz’e kadar çıkarıldı.
Rekoru kıran bilgisayarın diğer bileşenleri ise şöyle: AMD 790FX yongaseti kullanan ASUS M4A79T Deluxe anakart, Corsair XMS3-2133 DDR3 2GB bellek, iki adet ATI Radeon 4870 X2 grafik işlemci, Thermaltake Toughpower 1200W, Tagan BZ 1300W güç ünitesi. Grafik kartları için standart bir soğutma sistemi kullanan ekip, işlemci ve kasanın soğutulması için sıvı nitrojen kullanan Dragon F1 Extreme Edition LN2 soğutma sistemi kullandı.
AMD’nin hız aşırtma için ne denli bir potansiyele sahip olduğunu göstermek için böyle bir girişimde bulunduklarını belirten Team Finland ekibi, işlemcinin daha yüksek saat frekanslarına izin verebildiği için rekorlarının güncellenebileceğini belirtti.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı